Bir zamanlar çok mutlu bir aileye, ikinci çocuk olarak minik birkız bebek gelmiş. Bu kız annesinin karnından öyle hızlı çıkmış ki,az kalsın hastaneye yetişemeden, yolda doğacakmış.

Arabada doğsa ona arabanın ismi olan Reno’yu vereceklermiş.Ama neyse ki hastaneye yetişmişler de ismi Aslıhan olmuş. O dahayatı boyunca ismi gibi “Aslı” yı, yani gerçeği aramış.

8 yaşındayken babası ona iki kitap hediye etmiş. Birincisi “100 Ünlü Türk”müş. Küçük kız, bu kitabı okudukça atalarının hikâyelerini öğreniyor, içi gururla doluyormuş. Babasının Aslıhan’a hediye ettiği diğer kitabın adı ise “Onlar da Çocuktu” imiş. Bu kitabın içinde ise dünyayı değiştiren kişilerin çocukluk hikâyeleri varmış. Küçük Aslıhan bu kitap sayesinde kendi gibi küçük bir kız olan Marie Curie’yle tanışmış. Marie’nin el falına bakan bir falcının“Sen çok özel bir kızsın ve dünyayı değiştireceksin!”diyen sihir kokan cümlesi Aslıhan’ın hayallerle örülü çocuk tarafına,Marie Curie’nin azim dolu gerçek yaşamı ve buluşları ise onun ilhama aç çocuk kalbine işlemiş.

Aslıhan o zamanlar yazı yazmayı çok seviyormuş. Bir anı deferi tutuyormuş. Bu defere ailesi ve arkadaşları da düşüncelerini, duygularını yazarlarmış. Deferin ilk sayfasına babası şu cümleleri bırakmış: “Hayat acı, tatlı sürprizlerle doludur. Engellerden yılmayan, hayallerinin peşinden koşan ve azmedenler içinse hayat hep bir limonata olacaktır.Ekşi bir limondan bile yapılsa, sonucu her zaman tatlıdır.”

Bu kitaplar ve babasının sözleri Aslıhan’ın hayatında çok önemli bir rol oynamış. Cesurca yaşamasını, çok çalışmasını ve kendine inanmasını sağlamış. Öyle ki ne en zorlu okullarda okumaktan yılmış ne detek başına, ailesinden uzakta dilini bilmediği bir ülkede çalışmaktan.“Gencecik bekar kızsın. Ne işin var gurbet ellerde bunca çabalamaya?”diyenlere inat, hayallerini gerçekleştirmiş. 1999’da Alman Kızıl Haçı’nın dergisinde, depremde kurtarma çalışmaları yaparken önüne çıkan engelleri tek tek aşan bir kızın hikâyesi yayınlanmış. Hikâyenin adı“Miss Magic” (Sihirli Kız), kahramanı Aslıhan’mış.

Yıllar sonra Aslıhan, dünya tatlısı iki kızın annesi olmuş. Kızlarına,bir prens tarafından kurtarılmayı bekleyen, tek özellikleri güzellikleri olan aciz prenses masalları anlatmak istememiş. Ama baş kahramanın kız olduğu masalları bulmak da nerdeyse imkânsızmış. Bu yüzden çocuklarına kendi yazdığı hikâyeleri anlatmış. Ta ki bir gün yurt dışında yabancı kadınların başarılarını anlatan kitaplara rastlayana dek.Bu kitaplarda hepsi bir zamanlar küçük birer kız olan kadın kahramanların gerçek masalları varmış. Aslıhan bu hikâyeleri heyecan içinde kızlarına okumuş. 7 yaşındaki kızı“Anne, bu kitapta neden hiçTürk yok? Türk kızları dünyada hiç fark yaratmadılar mı?”diye sorunca,Aslıhan’ın içi cız etmiş, çok üzülmüş.“Tabii ki yarattılar. Ama belli ki onları daha iyi tanımalı ve tanıtmalıyız.”demiş ve işe koyulmuş.

“Cesur Kızlara Yol Arkadaşları”nı yazmış. Olmazı olduran, hayallerinin peşinden giden, birbirinden cesur Türk kızlarının ilham verici gerçek yaşam hikâyelerini anlatmış. Çünkü artık kendisi de bir anne olan Aslıhan’ın yeni bir hayali varmış.

Onun hayali kızlarımızın Sindirella yerine, Türkan’ı,Şahika’yı, Canan’ı örnek almalarıymış. “Onlar başardıysa ben de başarabilirim!” demeleri ve bir gün kendi kahramanlık hikâyelerini yazmalarıymış.Aslıhan’ın dileği, bu topraklardan çıkıp dünyayı değiştiren, cesur çocuklarla dolu bir Türkiye’ymiş.