Kitabın yolculuğunu hatırlarken…

Ekimdeki lansman sonrası kendime şu notları düşünüşüm:

Sonunda hasret bitti. 2.5 hafta dile kolay. Ben kızlarıma kavuştum, ‘Cesur Kızlara Yol Arkadasları’ da ilham kaynağına. Defnem ve Laram ellerine kitabımı alınca farklı duygulandım. Başlangıcı hatırladım.

4 sene önce. Bir sonbahar akşamı.

Masal kitabı niyetine Lara’ya biyografi okuyorum. Ne de olsa, prensip sahibiyim, klasik prenses hikayesi anlatacak değilim. Tek özellikleri güzellikleri olan, bir prens tarafından kurtarılmayı bekleyen aciz prenseslerle ezelden beri hoşlaşmam. Ama kahramanı kadın olan kitap bulmak maalesef öyle zor ki. En iyisi biyografi. Başladık okumaya.

Laramın içime işleyen o koca badem gözleri şaşkın: ‘Anne bu hikayeler güzel de bunların arasında niye Türkiye’den hiç kadın yok? Türk kadınları bir şey yapmadılar mı?’

Gurbette çocuk yetiştirenler bilir. Vatandan uzaktaysan bu soru seni farklı yaralar.
Cevabı bilirsin, ‘olmaz mı hiç?’ dersin, ama kaynak arayıp bulamazsan burulursun..
….
Kalbimin o akşamdan kalan sızısı ancak şimdi biraz dindi. Çorbada tuz misali.

Bu kitap iki kız çocuğu için yazılmıştı.
Sonra Türkiye’nin her kızına ulaşsın hayaline dönüştü. Ulaşsın ki kendilerine örnek olarak Türkan Saylan’ı, Canan Dağdeviren’i, Sümeyye Boyacı’yı alsınlar. Onlar gibi bu topraklardan çıkıp, dünyayı güzelleştirsinler.

Çıktığım yol yabancıydı bana. Zorlandım . Yazalı seneler oldu yerini ancak buldu. Yola çıkınca yol aydınlandı.

Aynı hayali paylaşan, buna didinen, büyük planları olan yol arkadaşları edindikçe etkisi büyüdü, güçlendi.

Dilerim suya atılan bir taş gibi büyüsün çemberi.

En ücra köşelerdeki kızlarımıza ulaşsın. İlham olsun içindeki hikayelerin gerçekliği.

Çünkü cesaret bulaşıcıdır.

İçine biraz hayal, biraz azim kattın mı masala gerek kalmaz, mucizeler gerçek olur.